"Unless the life of the nation faces peril, war is a crime."
-- M.K. Atatürk
ataturkcom.gif, 1 kB
Home arrow Forums
Ataturk.com
Welcome, Guest
Please Login or Register.    Lost Password?
Re:ALLAH (1 viewing) (1) Guest
Go to bottom Post Reply Favoured: 0
TOPIC: Re:ALLAH
#43
faruknur (User)
Fresh Boarder
Posts: 2
graphgraph
User Offline Click here to see the profile of this user
Re:ALLAH 5 Months, 2 Weeks ago Karma: 0  
Hem ahirzamanda Hz.İsa peygamber;yeni; bir din ve kitap ile gelmiyecek, Hz.Muhammed peygamberi ve Kuran-ı Kerimi; teyid ve tasdik etmek için gelecek; tüm batıl hurafe ve inançları kaldıracak. Deccalin; Uluhiyeti inkar mesleğini öldürecek; gizli ve hain örgütünü ve kurduğu zalim düzenini dağıtıp; dünyaya adalet ve huzur getirecektir. Fakat; herkes Hz.İsa peygamberi tanımıyacak. Yani imtihan sırrı hiçbirzaman bozulmayacak, hayat ve imtihan devam edecek. İlahlık taslayanlar ise herzaman olduğu gibi yerin dibine geçirilecektir.

Dinsiz bir millet yaşayamaz.Sadece manevi veya sadece maddi kanat ile de uçamazsınız. Hem maddi,hem de manevi kanat ile ve birbirleriyle orantılı ve ahenkli olmak şartıyla uçabilirsiniz.Bu kural;devletler içinde, geçerlidir.

Hey ilim sahibi; niçin bildiğin hakikatleri anlatmıyor ve yaymıyorsun.Na ehiller konuşuyor sen ise susuyorsun. Ahirette bundan mesul olacağını bilmiyor musun. Hem bu hakikatleri okuyorsun; ama en yakın bir arkadaşına bile göndermiyorsun.

Malın; kırkta bir zekatı olduğu gibi, ilmin ve kuvvetinde bir zekatı vardır.Bilen ile bilmeyen bir değildir.İlim müminin yitiğidir, nerede olursa alır.İlim Çinde de olsa alınız. Hayatta, en hakiki mürşid ilimdir

Hey soytarı;gaybtan,gelecekten haber veriyorum,ruhlar ile konuşuyorum, cennetten parsel satıyorum,sizlere şefaatçi olacağım diyen sahtekar;insanları kandırmayı ve paralarını çarpmayı ve dini kullanmayı ve alalemin ırz ve namusuna göz dikmeyi bırak.

Hey evliya olmak isteyen kardeş; bir iman hakikatının inkişafı;binler keşf ve kerametten daha üstündür.Hem keramet;Allahın mevcudatı üzerindeki acaip tasarrufatını hakkalyakin yaşamak; yani kendi ruh aynanda güneşe mazhar olmak demektir.Yoksa kendini güneş zannetmek; değildir. Hem; havada uçmak veya su üzerinde yürümek; evliyalık merdiveninin birinci basamağıdır. Yoksa sen; bir iki harf öğrenmek ile kendini öğretmen mi zannediyorsun.Hem her havada uçanı da evliya zannetme.

Dikkat ediniz; Kelime-i Şahadet; İslamiyet merdiveninin birinci basamağıdır. Kuran-ı Kerimin 6666 ayetini doğru anlamak gerektir. Ayetin başını okuyup; sonunu okumamak ve farklı manalar vermek doğru değildir.

Bak şu sana verilen gözlerin ile kainatı görüyorsun;bak ayakların seni götürüyor.Bak dağlardan sular akıyor, bulutlardan yağmur yağıyor. Bunlar birer mucizedir.Ama bunu sana anlatmak ve senin anlaman için;senin illa kör,felçli,deli olman, çölde susuz kalman veya barajların, akarsuların ve göllerin kuruması gerekmiyor!

Mesela; havada uçan bir adam sizce mucize oluyor da; uzayda direksiz duran ve kütlesi bir adama kıyasen pek çok olan ve uzayda rotasını yörüngesini hiç değiştirmeyen güneş,ay,gezegenler; mucize olmuyor öyle mi! Heyhat yanılıyorsunuz.Gerçek körlük; aşikar, gündüz gibi, hakikatleri görememek veya görmemezlikten gelmek, aklı,gözü,his ve vicdanı çalıştırmamaktır.

Evet evet; akıllı kaptan; ters esen rüzgarı arkasına alan ve yoluna devam eden kaptandır. Mesela; döner başlıklı bir rüzgar gülü ile; esen rüzgarların yönü ne olursa olsun; elektrik üretebilirsiniz. Ama başlık sabit olur ise;sadece belirli yönde esen rüzgarlardan elektrik üretebilirsiniz.Niçin bu rüzgar ters esiyor diye kadere ve Allaha isyan yerine; aklı çalıştırarak ters esen rüzgarı kullanmak gerektir.

Dikkat ediniz;bir kuş tüyü; koca bir dağı kaldırabilir. Mesela; hassas bir terazinin iki kefesine ağırlıkları ve kütleleri eşit iki dağ konsa;herhangi bir kefenin üzerine konan bir sinek; öteki kefedeki koca bir dağı kaldırabilir.

Okuyunuz,okutunuz.Ne demiş Yunus Emre,İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmez isen ilim nice okumaktır.

*Soru:Dünya;öküz ile balık üzerindedir; ne demektir?

Cevapünyada geçim kaynaklarından en önemlileri; balıkçılık, tarım ve hayvancılık olduğu veya bu söz söylendiğinde; dünyamızın balık veya boğa burcunda olduğu anlatılmak istenmiştir.Yoksa dünyamız elbetteki;bildiğimiz öküz ve balık üzerinde değildir.Mesela;ayağını yorganına göre uzat deyimi ile gelirinden fazla harcama yapma demek istenmiştir.Yoksa;ayak ve yorgandan bahsedilmemektedir.

*Soru:Küresel ısınmaya,kıtlığa, çölleşmeye ve kısıtlı kaynaklara karşı ne yapalım?

Cevap:Kıyamete kısa bir vakit bile kalsa ağaç dikiniz. Ormanlarınızı koruyunuz. Çünkü ağaç; hem havadaki karbondioksiti temizler, hem oksijen yayar,hem erezyonu önler. Haberleşme, bilgi akışı, eğitim vs. için kağıt için ağaç kesmek yerine; bilgisayar ve internete önem verilmeli. Mesela; yüz binlerce ağaç kesip bunlardan elde edilen kağıtlar ile binlerce kitap basmak yerine; bu kitaplardaki bilgiler; bir tek bilgisayar hardiksine veya elektronik; kitab, tahta ve sıraya yüklenebilir.Hem çocuklar çanta taşımak zorunda da kalmaz.

Şehirler mümkün ise;jeotermal yer altı sıcak sular ile ısıtılmalı. Tüm bacalara filitre takılmalı. Alternatif enerji kaynaklarına yönelmeli; güneş, rüzgar, su, hidrojen, bor, doğalgaz,elektrik, nükleer gibi enerji kaynaklarından azami istifade edilmeli;bunun için gerekli tedbirler de alınmalıdır.

Akarsuların boşa akması önlenmeli; petrol ve doğalgaz boru hatlarının yanına su boru hatları yapılarak su yüzünden çıkabilecek bir kıyamet savaşına; hem engel olmalı; hem karlı alışveriş ve ticaret yapılarak; zengin olmalı.

Evet evet; akar sudan abdest alsanız dahi; o suyu israf etmemek gerektir.

Atıl duran yer altı ve yerüstü madenler ve hazine arazileri değerlendirilmeli, ağaçlandırılmalı, tarıma ve kullanıma açılmalı. Hayvancılığa ve tarıma da azami önem verilmeli ve ıslahı yoluna gidilmeli.

Evet evet; köylü milletin efendisidir.O efendiyi, korumak ve kollamak gerektir.

*Soruünyadaki;hadsiz kötülüklere, günahlara, cinayetlere,Allah; niçin Mani olmuyor, zalimleri niçin hemen cezalandırmıyor? Bu nasıl Allah? Niçin mülküne sahip çıkmıyor? Yoksa Allah uyuyor mu! Yoksa bizi terk mi etti?

Cevap: Şu an imtihan vakti olduğundan; imtihanın huzur ve sükununu bozmuyor, yalnız huzuru bozanları ve kopya çekenleri tespit edip sessizce dışarı çıkarıyor. İmtihanın, ahengini bozmamak ve talebeleri korkutmamak ve imtihanı amacına ulaştırmak ve sonsuz şefkatinden dolayı ve bir aile reisi gibi, cezayı bazen hikmeti gereği erteliyor ve mahlukatına son nefesine kadar süre veriyor.Ola ki yanlış yoldan döneler,ola ki hidayete ereler. Hem imtihan olmasa idi; Elmas ruhlu peygamberler ile kömür ruhlu şeddatlar, nemrutlar, fravunlar nasıl ayırt edilecekti?Şayet öğretmen soruları bazı talebelere iltimas yapıp önceden dağıtsa veya kopyayı serbest bıraksa idi;hem imtihanın sırrı bozulacak,hem hayatın ve imtihanın zevki kalmayacak, hem de çalışkan talebeye ve çalışana haksızlık, Adaletsizlik olacak ve hem de terakki ve yarış olmayacak, hem medeniyet ve insanlık yerinde sayacak, hem de öğretmene haklı bir itiraz yapılacak idi.

Hem büyük davalar; büyük şehirlerdeki büyük mahkemelerde görülür. Dünyadaki hadsiz kötülük,günah ve cinayetler ile ilgili davalarda ancak ahiretteki büyük Mahkemede görülecek;yapanın yanına kar kalmayacaktır.

Sem olan Allah,her şeyi duymakta. Basir olan Allah,her şeyi görmekte. Habir olan Allah ise her şeyden haberdardır.Her şey melekler tarafından kayıt altına alınmakta ve ahiretde bir mahkeme-i kübrada, delil olarak saklanmaktadır. Hem; Allahın uyuduğunu nerden çıkarıyorsun!Yoksa çok uyuyan ve uyutulan ve vazifesini yapmayan ve Allahı dinlemeyen ve her haltı işleyen ve her türlü zulüm yapan sen misin! Yoksa Allahtan bile daha çok; saygı gösterdiğin ve korktuğun; bir şeyin, seni ahirette kurtaracağını mı zannediyorsun!Hem cennet ucuz değildir. Hem cehennem dahi lüzumsuz değildir.

Hem,eğer her haksızlıkta Allah size şiddetli bir tokat vursa idi o zaman herkes korkudan zoraki iyi olur ve hayat yaşanmaz bir hal alır, idi.Yoksa,keşke vursaydı da cehenneme girmeseydik mi diyorsun!Allahın emir ve yasaklarına uymayan ve uygulamayan sen; Allahın kanun ve düzenini; yürürlükten kaldıran ve bunun ile övünen sen; beşeri kanunlarımı Allah bile yürürlükten kaldıramaz diyen sen; kendini Allahtan daha üstün gören ve savaşlarla dünyayı yakıp yıkan sen, haksızlıklara ses çıkarmayan ve görevini yapmayan ve görevini kötüye kullanan sen; doğruyu söyleyenleri; dokuz köyden kovan, cezalandıran sen; sonra kendi yaptığın kurduğun düzen iflas edince; sorumluluktan ve cezadan kurtulmak için suçu kadere ve Allaha yıkmak isteyen,sen!

Sakın yanlış anlama; biz diyoruz ki; madem siz kendi beşeri kanunlarınız ile yönetiliyor ve kendi kanunlarınızı kendiniz yapıyor; acaba bu kanun ne için ve kimin için ve niçin çıkardığınızı dahi bilmiyor; Aziz milletinizin Ali ve yüksek menfaatlerini bile koruyamıyor;iseniz; Allaha niçin isyan ediyorsunuz ve suçu niçin kadere yıkıyorsunuz!

Hem;beşeri kanunlarınızı ve düzeninizi çok beğeniyor iseniz; Devletinize niçin isyan ediyorsunuz! Yok biz kendi kendimizi yönetmiyoruz, kendi kendimizi yönettiğimizi zannediyoruz,bizi perde arkasındaki gizli güçler ve eller yönetiyor, alın teri kazancımızın neredeyse hepsini elimizden alıyor, kendileri ise istisna ve muafiyetler ile çalışmadan risksiz kazançlarına kazanç katıyor; bizleri üç kuruşa köle gibi karın tokluğuna çalıştırıyor; onun için baş kaldırıyor ve isyan ediyoruz diyorsanız; niye o hainlere fırsat veriyorsunuz! Niçin bunları ve durumunuzu devletinizin; akıllı ve civanmert vekillerinize, yetkili, görevli kişi ve kurumlara söylemiyorsunuz, kanunlarınızın daha adil olması insanların huzur ve refah içinde yaşaması için; niçin orijinal fikirlerinizi ve projelerinizi beyan edip;yetkili ve görevlilere yardımcı olmuyorsunuz!Hem o silahı; mazlum ve masum halkınıza niçin çeviriyorsunuz! Yoksa siz; birbirinizi kırın,yiyin; bizde sülük gibi kanınızı ve milli servetinizi emelim, sömürelim, parçalayalım, köle gibi sizi çalıştıralım diyen o gizli hainlere mi çalışıyorsunuz. Yoksa sizi sinsi hainler kurnazca kullanıyor mu! Hem siz bu gizli hainleri niçin kollayıp, koruyor ve hiç ses çıkarmıyorsunuz!

Yoksa o gizli hainler;vatan millet;din iman;eşitlik özgürlük diye saf insanları kandırıp,kullanıp; insanları birbirleri ile çatıştırıyor; elinize silah ve para verip; daha da ezmek ve zalim düzenlerini sürdürmek için sebep mi arıyor!

Soru:İyi güzel de;biz bu tüm dediklerini yapıyoruz.Derdimizi kimselere anlatamıyoruz. Artık bu devletten fayda gelmeyeceğini anladık bu yüzden isyan ediyoruz.

Cevapiyelim ki; isyan ettiniz.Karşınıza isyanı bastırmak için yine askerlik veya polislik vazifesini ifa eden belki de kendi kardeşiniz çıkacak;hem, o kendi öz kardeşiniz ile savaşmak hiç mi hiç akıl karı değildir.Hem dahilde savaş; silah ile değil,akıl ve kalem ile olur. Hem kalem;kılıçtan daha keskindir.

Soru:Ne demek istiyorsun; zulümlere razı mı olalım?Hiçbir şey yapmayalım mı?

Cevap:Hayır;zulme rıza zulümdür. Ama;zamana, mekana ve makama göre akıllı hareket etmek gerektir.Siz zannediyor musunuz ki; deccalin kuvveti sadece kendindendir.Hayır hayır; onun arkasında şeytan ve şeytanın dostları vardır. Bunlar gayet; dessas, kurnaz, ikiyüzlü,hain,kötü,zalim,zengin ve güçlüdürler.Siz nazar-ı dikkatinizi; sadece ve sadece deccale verip;perde arkasında deccali kullanan,yönlendiren, asıl gerçek hainleri unutuyorsunuz; sonra gidip bu azmettiricilerden; bizi deccalin zulmünden kurtarın veya deccali birlikte yıkalım diye; medet ve yardım istiyorsunuz!

Heyhat; çok yanılıyor ve yanıltılıyorsunuz. Onlar sizi kirli emellerine alet etmekte, yer altı ve yerüstü kaynaklarınızı sömürmek için sizi birbirinize kırdırtmakta ve size daha adil bir devlet kurma ve kurdurtma vadi ile kandırmaktadırlar.

Evet evet;zengin,akıllı ve güçlü insan; dağa çıkmaz ve çıkarılamaz; hem kendini kullandırtmaz, hem kandırılamaz. O halde; elektriksiz, susuz, yolsuz, fabrikasız,barajsız, okulsuz, evsiz vb.yer bırakmamak; ülkeyi imar ve ihya etmek; terör, anarşi ve bölünmeye zemin hazırlamamak; acizliğin,fakirliğin, cahilliğin, dinsizliğin, dini taassubun, batıl ve hurafelerin belini kırmak gerektir.

Hey hain; akıllı ol.Milletin maddi ve manevi bağlarını koparma.Yoksa sende o gemide boğulursun. Sakın yüzme biliyorum diyerek kurtulacağını da zannetme. Okyanuslarda; büyük gemiler bile hortuma ve girdaba yakalanıp batmaktadır.

Hem insanları sömürüyor ve aç bırakıyorsunuz; sonra da; bu nasıl Allah sömürdüğümüz insanları açlıktan öldürüyor diyorsunuz öyle mi!

Hem yer altı ve yerüstü zenginliklerinin üzerinde oturuyorsunuz; hem de sürünüyorsunuz öyle mi!

Soruağ ve Sol; ne demektir?

Cevap:Kuran-ı Kerimdeki sağ ve sol kavramı ile siyasi manadaki sağ ve sol kavramları aynı değildir.

Hakikatte, sağ ;Hak,hakikat,doğru,sevap,iyilik,akıl, şuur,vicdan,barış, doğruluk, itidal,yardım,çalışma,kanaat,iktisat,artırma,üretim, paylaşma, mükafat,güzel,hoş,mutlu,huzur, adalet,bereket, temizlik,ilerleme,yükselme, İlahi kanun ve nizam,haddini bilmek,Şükür,iman, Nur, aydınlık vs.gibi şeylerin oluşturduğu gurup blok demektir.

Hakikatte,sol ise;batıl,hurafe,ifrat, tefrit,yanlış,kötülük,haram,cerbeze, savaş, yalan,dolan, tenbellik,hırs,açgözlülük,egoizm, ceza, mutsuzluk, kaos, anarşi, kirlilik,haddi aşma, zulüm,duraklama, gerileme,alçalma, karanlık,yolsuzluk, hırsızlık,hainlik,küfür vs.gibi şeylerin oluşturduğu gurup blok demektir.

Soru: Dar-ül İslam nedir? Dar-ül Harp nedir?

Cevapar-ül İslam; Allahın kanun ve nizamının uygulandığı yer demektir. Dar-ül Harp ise; Allahın kanun ve nizamının uygulanmadığı yer demektir.

Hey arkadaş nerede yaşadığına dikkat et ve ona göre tedbirini al! Sonra bu ne biçim bir yer,bu ne biçim Allah; deme. Çünkü; Allahın kanunlarının uygulanmadığı bir yerde; senin Allahtan hesap sorma Hakkın yoktur.

Evet evet; sakın o yer dar-ül harp olmasın! Senin rızkını başkaları gasp etmesin! O yer; namert ve hainlerin diyarı olmasın!O yerde iyiler sürünsün;kötüler sefa sürsün; Helaller,haram;haramlar helal olsun öyle mi! Hayır hayır.Bilakis; dar-ül harpte daha da dikkatli olmak ve insanlığa örnek olmak gerektir.

Evet,evet;tefeciden borç para alıp;babadan ve atadan kalan son mirasıda ipotek verip;borç para ile gününü gün etmek çözüm değildir.Çözüm odur ki; haddini bilip ve Helalinden kazanıp;kimseye bar olmamak için çok çalışmak; israf etmeden ayağını yorganına göre uzatmak, İzzetli,namuslu ve onurlu bir şekilde başı dik yaşamak;mevcudu korumak ve artırmak;üretmek,ürettiğini satmak, kazanmak,borçtan kurtulmak, paylaşmak yani;veren el olmak gerektir.

Evet helal kazanmak bu vakitte çok meşakkatlidir.Hayat zor;çileli ve çetindir. Hem bazen bir musibet;bin nasihatten daha evladır.Hem çalışan demir pas tutmaz.Ak akçe kara gün içindir.Dilenmek değil;üretmek gerektir.Üretmek mal şeklinde olabileceği gibi; orijinal düşünceleri; hayata ve pratiğe geçirmek,yeni bir şey keşfetmek; köyde, tavuktan yumurta, keçiden süt;o mübarek nasırlı eller ile topraktan bir avuç buğday elde etmek ile de olur.Hey süt kuzusu; tedbirini al, bir zaman gelir, kıtlıkta onu da bulamayabilirsin!!! Hey köylü kardeş; suyuna, toprağına sahip çıkasın;hayvanlarını gözetip ,güzel bakasın ve daima Allahına Şükredesin.

Hey tefeci;paran yoksa; karını, kızını mı ver diyorsun.Heyhat;sen haddi çok aşıyorsun. Hem haddi aşanların akibetlerini bilmiyorsun! Yoksa her şeyi sahibsiz mi sanıyorsun! Yoksa haram parana mı güveniyorsun! Yoksa bu diyarda kanun yok mu zannediyorsun! Yoksa kanunlar benden yana mı diyorsun! Yoksa para ile her şeyi satın alacağını mı düşünüyorsun! Yoksa yanındaki çakallarına mı güveniyorsun! Hey mafya bozuntusu; sen kendini bir şey mi zannediyorsun!

Dersen ki;yaşamak için; dinin hükümlerini kaldırmak ve o hainlerin her dediğini yapmak zorunda idik.Bizde deriz ki; o halde o hainler ile niçin savaştınız!

Biz diyoruz ki; bindiğiniz gemi büyük bir aysberge doğru yol almaktadır; eğer rotanızı değiştirmez iseniz çarpıp batacaksınız.Akıl odur ki; bindiğiniz gemiyi delip batırmak yerine; geminin rotasını değiştirmek gerektir. Yok diyorsan ki; biz bu gemide köle olmaya razıyız; o halde kadere ve Allaha isyan etmeyiniz. Niçin bu gemi battı? Niçin bu musibetler başımıza geliyor? demeyiniz.

Dersen ki; ahirzaman da,kolay ve haram yoldan risksiz kazanmak var iken,kim rahatını bozar ki!Hem faizin,içkinin,kumarın,fuhşun vs. yasak olduğu bir düzeni başta şeytan istemez ki!Hem şeytan dünyada öyle bir düzen kurmuş ki;Allahın emirlerini yerine getiren,yasaklarından kaçanlar rezil;getirmeyenler ise vezir oluyor! Dünyanın ekser yerlerinde;çeşitli maskeler ve kisveler altında aslında şeytanın kanun ve düzeni uygulanıyor. Sanki dünyayı şeytan yönetiyor!

Evet evet; Şeytan; zaten sizin hayrınıza olan zerre miktar hiçbirşeyi istemez. Helal yoldan kazanmak;risk almak,zoru başarmak,şeytan ile dalaşmak,elini ateşe sokmak,zulme razı olmamak,Haktan ve doğrudan yana olmak, akıntıya karşı kürek çekmek, elbette ki kolay değildir.Bana ne demek,bana dokunmayan yılan bin yaşasın demek ise; kolaydır. Hem;cennet ucuz değil;cehennem dahi lüzumsuz değildir.

Gerçek düşmanınız; o hain şeytan ve şeytanın dostları olmalıdır.Çünkü onlar; sizin yükselmenizi, zengin,güçlü ve bilgili olmanızı istemezler.O hainler; suyun başını tutmuşlardır.Kanunlar dairesinde; o hainleri tespit ve şikayet etmek ve cezasını devlet verse gerektir. Sakın yanlış anlama; her suyun başını tutan da, hain değildir.

Soru:Kimi kime şikayet ediyorsun? Kanser hücresi gibi vücudun ve devletin her yerini ele geçirmişler?

Cevap:Evet evet; eğer o vücut ölür ise; herkes ölür. O halde o hastalıktan kurtulmak gerektir. Çare ise; Allahın emir ve yasaklarına harfiyyen uymaktır.Hem zararın neresinden dönülür ise kardır.Hem Allahtan ümit kesmemek gerektir.Senelerce bitkisel hayatta olan bir kişinin hayata dönmesi bir vakıadır.O kanserli hücre ile mücadele etmek ve savaşı kazanmak gerektir.

Haydi bu dünyayı yönettiğini zanneden o kibirli şeytana diyiniz ki;biz sana uyduk; Allahın düzenini ve kanunlarını kaldırdık,her dediğini de eksiksiz yaptık.Fakat neticede borca ve çamura battık, istiklalimizi, egemenliğimizi, itibarımızı,Milli servetimizi,İzzetimizi,malımızı, namusumuzu yitirdik. Sen bizim borçlarımızı silmez, itibarımızı iade etmez isen;biz senin adaletsiz düzenini ne yapalım,niye karşılıksız ve bedelsiz devam ettirelim; hem kaybedecek bir şeyimizde kalmadı.Haydi gücün, kudretin ve servetin var ise;bizi kurtar. Yoksa;sus,zaten dünyalığımızı yitirdik,bari ahiretimizi yitirmeyelim. Artık biz Kuran-ı Kerime kulak vereceğiz diyiniz.

Soru:Ne zaman;Allahın kanunları hüküm ferma olacak?

Cevap:Herkes evinin önünü süpürdüğü zaman,herkes Hakkına razı olduğu zaman, herkes Allahın emir ve yasaklarına uyduğu zaman; belki de hiç savaşmaya bile gerek kalmadan hüküm ferma olacak.Tersinde ise;daima savaş,zülüm, kargaşa,kaos,terör,anarşi ve adaletsizlik olacak.

Evet evet;hiçbir atomdaki elektronlar,gezegen ve yıldızlar diyemez ki ben dönmekten yoruldum artık dinlenmek istiyorum;bir ağaç diyemez ki ben sıkıldım gezip dolaşacağım;hiçbir melek diyemez ki,ben artık Allahın emir ve yasaklarını dinlemiyorum Yani; cüz-i iradesi olmayan herşey zaten Allahın; hükmü, emri ve tasarrufu altındadır.Hem insan;bütün bütün kayıtsız da değildir.Bir öğün yemek yemese hemen kimyası değişen; havaya, suya,ateşe, toprağa,gıdaya vs. hervakit ve heryerde Allaha muhtaç olan birşeydir.

Hey; bir damlacık nütfeden yaratılan ve bir damla suyu bile yaratamayan insan; neyine güveniyorsun,ne yapmaya çalışıyorsun! Bir vakit annenin şefkatli sinesinde yaratılan Latif süte muhtaç; minik küçük bir çocuk idin; şimdi adam olmuş Allaha meydan mı okuyorsun!

Evet evet;dinde zorlama yoktur, teklif vardır.Allaha hiç kimse iman etmese veya kanunları ve düzeni; alaya alınsa veya uygulanmasa veya yürürlükten hepten kaldırılsa veya gece gündüz yarattığı tüm varlıklar; Allaha küfür ve isyan etseler yinede;hiçbir şey ve hiçbir kimse Allaha zerre miktar zarar veremez.Hem; Rezzak olan Allah onların rızklarını da verir.Ama; imtihan bittikten sonrada çetin bir hesap vardır.Hem Allah; çok Sabırlı,çok şefkatli ve çok merhametlidir.

Sakın yanlış anlama; herhangi bir devletin;kanunlarını ve düzenini; veya bir dini veya inancı,kişi veya kurumları tezyif;tahkir ve rencide etmek,halkı kin ve nefrete teşvik etmek,fesat çıkarmak; İhkak-ı Hak yapmak vb. doğru değildir.

Hem Allahın kanun ve nizamını kabul veya red edip etmemek,uygulayıp uygulamamak; sizin ihtiyarınıza kalmış bir şeydir.Hem Allah;Hikmetini zor anlayabilseniz bile sizin lehinize olan ve sizin için en hayırlı şeyi arzu eder.

Hem beşeri kanun ve sistemlerin zor ile ve zorbalık ile insanlara kabul ettirmek de olmaz.Hem Allah; zorba ve zalimleri;hem de zorbalığı sevmez. Hem biz insanı severiz. Allahta insanları çok sever. Hem; Yaratılanı; Yaratan dan dolayı sevmek gerektir.

Hem tabiat,tabiat kanunu, tabiat ana, dediğiniz aslında Adetullah yani, Allahın; kanunu, düzeni ve mücessem bir kitabıdır.Hem insan bu kainatın küçük bir örneğidir. Hem tabiat anayı iyi korumak ve tabiat kitabını da iyi okumak gerektir. Hem; tabiat kitabını okuyan ve sırlarını açığa çıkaran; medeniyetin ve insanlığın maddeten ve manen yükselmesi için çalışan, keşifler yapan; öğretim ve araştırma görevlilerine, öğretmenlere, mühendislere, doktorlara, bilginlere, bilgelere,özellikle mucidlere ve gerçek din alimlerine saygı göstermelidir.

Sakın sakın; sizin insanın atası olduğunu iddia ettiğiniz kafatası;Kuran-ı Kerim de bahsi geçen ve Allaha isyanları dolayısıyla ceza olarak Allah tarafından maymuna çevrilenlere ait olmasın!

*Soru:Kıyamet ne zaman kopacak?Dabbet-ül arz nedir?Yecüc ve Mecüc nedir?

Cevap:Kıyamet sen öldüğün vakit kopacak.Eğer bu soru ile; kainatın kıyametini kastetmiştim diyorsan; elbetteki bir gün onunda kıyameti kopacak.Hem ben öldükten sonra isterse Tufan olsun bana ne diyen sen değilmisin. Hem kendi ecelin ile birlikte kıyametin vakt-i zamanını bilmek; hayatı sana zehir eder. Ecelin gizli kalmasının bir hikmeti de bu olsa gerektir.

Hey şeytan; ne bu telaş ve korku; yoksa kıyametin yaklaştığını mı hissettin! Yoksa Ademoğlunun tüm nükleer ,kimyasal ve biyolojik füzeleri fırlatacağından mı korkuyorsun! Yoksa teleskoplar ile yıldızlara bakıp;bir kuyruklu yıldızın; yaşlı dünyamıza ne zaman çarpacağını,dünyanın dönüş yönünü tersine çevirip; güneşin sanki batıdan doğmasına sebep olacağının hesabını mı yapıyorsun! Yoksa; Kuran-ı Kerimden kıyametin tarihini mi öğrendin!

Hey şeytan;Ademoğlundan kork ve titre. Evet evet; eceline ve defterinin dürülmesine az bir vakit kalmıştır; hem telaş ve korkun da boşuna değildir.

Evet evet; kıyametin gerçek vakti zamanını Allahtan başkası bilemez.Allah bildirmedikçe hiç kimse hiçbirşey bilemez.Kesin olan ise; mutlaka bir vakit kıyametin kopacağıdır.Ne demiş Ahirzaman Peygamberi; ümmetimin ömrü binbeşyüzü geçmeyecektir. Hz.Peygamberin kaç yaşında iken bunu söylediğine ve kıyamet ile ilgili başka sözlerinin; şartlı olup olmadığına da dikkat ediniz. Hem kıyamet; kafir ve munafıkların başında patlayacak; ehl-i imanın ruhları; kıyametten önce kabz edilecektir.

Farzedelim ki; 120 sene sonra; şu kainatında kıyameti kopacak. Şu anda yaşlı dünyamızda misafir olan altı milyar kusur insanın; ekseriyeti o vakit kabirlerinde olacaklardır.Kıyamete yetişenler bizzat,daha önce vefat etmiş ruhlar ise; kabirlerinden o dehşetli anı herkes bir manada görecek ve yaşayacaktır.

Dabbet-ül arz; aıds mikrobu gibi,insanların azgınlıkları neticesinde toplu ölümlere sebeb olacak bir müsibettir.Aynen ölü bir cesedi yiyen kurtcuklar gibi.

Yecüc ve Mecüc ise;insanlık aleminin ve medeniyetin mahvına çalışan ve dünyada fesat,anarşi ve savaş çıkaran insi bir guruptur.Hem bu gurubun mensubları her milletten olabilir.Bu gurup çekirge sürüsü gibi;vakti geldiğinde dünyanın muhtelif yerlerinde tarih sahnesine çıkarlar ve dünyayı zirüzeber ederler.

*Soru:Acaba; cennetlik miyim; yoksa cehennemlik miyim?

Cevap:İnsanlar korku ile ümit arasında olmalı. Acaba cennetlik miyim, yoksa cehennemlik miyim sorusunu ve Levh-i Mahfuzu merak etmek onu okumaya çalışmak yerine, en kötü ihtimali göz önüne alarak, tedbirimizi almak; daha akıllıca bir iş olsa gerektir.

Anneniz ve babanız sizi sırtından indirip haydi hayata ve çalışmaya ve üretmeye dediklerin de; onlara düşman olmayınız ve yaşlandıklarında onlara of bile demeyiniz. Hiçbir ebeveyn, yani anne ve baba; çocuğunu ateşe atmaz.Ancak, o hayırsız evlat ;anne veya babasını,kasten öldürerek;cehennemi Hak eder. Halbuki;anne ve babası; daha küçücükken kendisini şefkatle büyütmüş, her şeyden esirgemiş idi. İşte;Bismillahirrahmanirrahimin bir manasıda budur.

Çocuklarınıza güzel isimler koyunuz. Onları güzel bir şekilde terbiye ediniz ve yaşadığınız zamana göre güzelce yetiştiriniz.Evlenme çağına geldiğinde ise evlendiriniz. Ne ekerseniz;onu biçersiniz.Herkes ancak; çalıştığının karşılığını alacaktır.Çalışınız, üretiniz,yiyiniz,yediriniz,kalp kırmayınız,veren el olunuz, israftan kaçınınız. Sağlığınızın ve boş vaktinizin kıymetini iyi biliniz.

Çocuklarınızı ve rahimlerdeki ceninleri de rızk endişesi ile öldürmeyiniz. Yoksa;ahired de o masum çocuklar, sizden ve iştirakçilerinizden; davacı olacaklardır.Hüküm ve hükmün dayanağı olan kanun; adil olmalıdır. Dikkat ediniz; kanun ve hüküm adil olmaz ise;bundan zarar görenler Hakkını bu dünyada alamasa bile ahirette mutlaka haksızlığa ve zarara sebep olanlardan mutlaka alacaktır. Evet evet;Hz.Yusuf peygamber, İmam-ı Hasan ve Hüseyin, İmam-ı Azam vs. gibi; haksızlığa, zülme, iftiraya uğramış bu nedenle; haps olmuş, işkenceye maruz kalmış, şehit olmuş kişilere müjdeler olsun.

Hey ölüme meydan okuyan; Azrail ile dalga geçen genç kardeş; sen ölüm korkusunun ne olduğunu bilir misin! İdam sehpasına çıkarılan ve boynuna ip geçirilen kişiden sorup öğrenebilirsin! Hem; her idam sehpasına çıkarılan kişiyi de suçlu zannetmeyesin.

Hem fay hattının üzerine bina yapıyorsun.Hem o evi depreme dayanaklı yapmıyorsun; ondan sonrada evim niye yıkıldı;bu ölen masum çocukların suçu neydi diyorsun.Hem üzülme; depremde vefat eden,suda boğularak, yangında yanarak vefat eden tüm masumlar şehid hükmündedir. Yoksa ah ah; fakirliğin ve cahilliğin gözü çıksın mı diyorsun!

Demek, Allah verince iyi; kısınca kötü öyle mi! Bollukta azın; yoklukta isyan edin öyle mi! Fakir isen öl; zengin isen çok yaşa öyle mi! İyiliklere dur; kötülüklere geç; öyle mi! Sen çalış ben yiyeyim; başkası açlıktan ölsün bana ne öyle mi! Hayır hayır; varlıkta Şükür; yoklukta Sabır gerektir.Hem imtihan sırrı da bu olsa gerektir. Sakın yanlış anlama; Sabır; zulme razı olmak demek de değildir.

Hem herkesin cennete gireceğini nereden çıkarıyorsun.Sen dini; oyuncak mı zannediyorsun!

Hey çok vicdanlı kardeş; ben Allah olsa idim; herkesi cennete koyar idim; bu ne vicdansız Allah böyle deme.Hem suçlu hem güçlü ol; hem haksız olarak masumlara saldır;kundaktaki günahsız ve masum çocuğa kurşun sık, milletin mal ve mülklerini gasp et, çal, ırz ve namuslarına göz dik;sonrada hesapsız cennete gir öyle mi! Hayır hayır; öyle değildir ve öyle de olmayacaktır.Hem Allah; kul hakkına da karışmaz.Hem Allah; Adil olduğundan hiç kimseye zulüm de etmez.

Evet evet; af etmek büyüklük göstermek gerektir.Sakın yanlış anlama; imtihan kapısı kapanmış,imtihanı kaybetmiş, dönüşü olmayan bir yola girmiş; şeytan ve ezeli ve ebedi cehennemliklerin affını istemek onlara dua etmek doğru değildir. Çünkü sen; Allahtan daha merhametli olamazsın.Hem Allahın sınırlarını da aşamazsın. Hem sen kendini Allah yerine de koyamazsın.

Evet evet; madem imtihan kapısı kapanmamıştır,madem kimin ne olacağını ve ne olduğunu Allahtan başkası bilemez;o halde ümitsizliğe kapılmadan ve ümitvar olarak;Allaha halisane tövbe etmek;kul hakkını mümkün ise eda etmek, kabre iman ile girmek gerektir.

Ey Aziz insan;sana ben filan soydan geliyorum diyen kişiye;bende Hz.Adem peygamber soyundan geliyorum de.Evet evet;İslam dini;sadece falan millete, filan soya,falan ırka,filan kişiye vs. değil;tüm ins ve cinne indirilmiştir.

Ey Aziz insan ; dine hizmet ettim diye gururlanma, hizmetini; geçmiş nimetlerin şükrü ve vazife-i fıtrat bil. Sen ey mağrur nefis; üzüm ağacına benzersin; sakın gururlanma, salkımları o ağaç kendi takmamış, Allah onları ona takmış.

Evet evet;Allahı inkar eden; Kafir ve Munafıklar; cehennemden kesinlikle ve kesinlikle çıkamayacaklardır. Ehl-i iman ise; hesaptan sonra ancak cennete girebilecektir.Amel defterleri açılmamış masum çocuk ve mecnunlar ile imtihana tabi olmayan mahlukattan ise; hesap sorulmayacaktır.

Dikkat ediniz; Allahı tanımak; ama Hz.Muhammed Mustafayı (Aleyhisselam) tanımamak olmaz. Allahın herhangi bir peygamberine düşman olmak;Allaha düşman olmak demektir.Allaha düşman bir kişi; ehl-i necad olamaz.

Ey masumlar,biçareler, mahsunlar,garipler,fakirler ve hakkı gasp edilenler: sakın zalim zenginliği ve izzetiyle;masum ise fakirliği ve zilletiyle bu dünyadan göçüp gitti diye üzülmeyiniz ve Allaha isyan etmeyiniz.Velev ki; Hakkınızı bazı nedenlerden dolayı bu dünyada tam alamasanız bile; sizlerin hakkınız zayi edilmeyecek,bir mahkeme-i kübrada, eninde sonunda;Hakim,Hakem,Adil olan Allah; sizin hakkınızı zalimden alıp size geri verecektir.Ya zalimin sevapları size verilecek veya sizin günahlarınız zalime yüklenecektir.

Cennette huzur ve güven ve zenginlik içinde; bir daha ölmemek üzere,ebedi yaşayacak; her istediğinizi yapacak,her dilediğiniz melekler tarafından yerine getirilecek.Ruyetullaha mahzar olup,cenneti unutup,kendinizden geçeceksiniz. Yunus Emrenin dediği gibi;cennet cennet dedikleri birkaç gılman ile birkaç huri. İsteyene ver onları;bana Seni gerek Seni.

Soru: İmtihanı yüz kişide kaç kişi kazanıyor? Kaç kişi iman ile kabre giriyor?

Cevap:Yüzde yüz olması için dersi güzel, sıkı ve düzenli çalışmak işi şansa bırakmamak ve her zaman tedbirli olmak gerektir.

Evet evet; kimsenin çözemediği problemleri;kısa, pratik, basit ve kolay çözen ve bunu herkesin anlayabileceği ve hiç unutmayacağı bir tarzda anlatan, dahi bir öğretmenin;dost,arkadaş ve talebeleri; elbete, ve herhalde ve kesinlikle başarılı olacaktır.Aksinde ise; tersi olacaktır.

Evet evet; İnsanların en hayırlısı; insanlara faydalı olandır.Haydi ilim sahipleri; aklınızı çalıştırınız,insanlığın makus talihini bir daha değiştiriniz.

Evet evet; Adalet mülkün temelidir.İlahi kanun ve nizama uymak ve tatbik etmek gerektir. Hem Kuran-ı Kerim; sadece mezarlıklarda okunsun veya duvarda asılsın diye de indirilmemiştir. Ey insan; alaküllihal öleceksin. Eyvah demeden, Allah de.Keşke şu dünyaya tekrar gönderilseydim de; kötü yola düşen biçare masum kızımı öldüreceğime, kızımı kötü yola düşürenleri ve buna sebep olanları mı öldürseydim diyorsun! Yoksa; keşke ezeli ve ebedi cehennemlik bir iki kişiyi de yanımda götürseydim mi diyorsun! Niçin o işi devletinin yetkili ve görevli kişi ve kurumlarına bırakmıyorsun; niçin elini kana buluyorsun. Yoksa bu diyarda kanun, adalet, nizam,asayiş,devlet yok ve göstermelik ve yetkili ve görevli kişilerin çoğu; naehil, soytarı ve hain mi diyorsun. Sakın yanılmayasın; yoksa doğru mu söylüyorsun! Aman Ya Rabbi; Aman Ya Rabbi; Aman Ya Rabbi.

Azrail kapını çaldığında; hoş geldin desin.Yıkanıp, kefenlenip,toprağa, mezara girdiğinde; gelen melekler sana Rabbin kim diyecek. Allah dersin. Peygamberin kim diyecek. Hz.Muhammed Mustafa (Aleyhisselam) dersin.Kitabın diyecek; Kuran-ı Kerim dersin. Senden ilk namaz sorulacak. Kıldım dersin. Buraya ne getirdin diyecek.Sadece bu beyaz kefeni getirdim dersin. Hayatını nerelerde ve nasıl harcadın diyecek. Allah yolunda dersin.Hiç haram lokma yedin mi diyecek.Yok dersin.Hiç büyük günahları işledin mi diyecek.Yok dersin.Atan kim diyecek. Hz.Adem Peygamber dersin. Yaşadığın vakit ne kadar idi diyecek.Sanki bir an gibiydi rüya gibi geçti gitti dersin. Günahsız mısın diyecek.Hayır dersin. Kusursuz musun diyecek.Hayır dersin. Burada; şan,şöhret,ün,soy,sop,iltimas, kayırma,rütbe geçmez diyecek. Sende; Subhanallahu vebihamdihi dersin.

Evet evet; Kıyamet koptuğunda en son Azrailin canını da, Allah alacak. Mevcudatını bir an yokluğa gönderecek ve bugün mülkün sahibi kim diyecek.Hiçkimseden ses çıkmayacak.Kendi sorusuna yine kendi cevap verecek;bugün mülk Vahid ve Kahhar olan Allahındır diyecek.Tekrardan mevcudatı yokluktan varlığa döndürecek ve yeniden tüm mahlukatını; Hak ve İlahi Adaletin tatbik ve icrası için yeniden haşredip yaratacak.

*Soru: Ruh nedir,nefis nedir?Ben;neyim?Ölümün hakikatı nedir?

Cevap:İnsan;ruh ve bedenin,madde ve mananın arkadaşlığı. Şoförü olan bir araba,kaptanı olan bir gemi, efendisi olan bir saray misalidir.Ruh insanın aslıdır,kendisidir. Mahiyeti; göz,kulak, kalb,sır, akıl, irade, sorumluluk sahibi, ölümsüz,nurani,hayat ve şuur sahibi; bir kanun-u emridir. Mesela; Yerçekimi kanunu gibi.Ama yerçekimi kanununun yukarda belirtilen vasıfları yoktur.

Ruhun; dünyadaki işleri yapabilmesi için; evi,sarayı,bineği mahiyetinde olan bedene ihtiyacı vardır.Ruh; beden sarayının efendisidir. Ruh ne bedenin içindedir nede dışındadır. Aynen bir aynada görünen güneş misalidir.Yani Güneş aynanın içinde değildir.Ama güneşin misali yani görüntüsü aynanın dışında da değildir.Ruh;bir lambadaki elektrik gibidir.Elektrik gidince nasıl lamba sönüyor ise;ruh da bedenden ayrılınca beden sönmekte Nur gitmektedir. Ruh;bir gemideki dümenci kaptan gibidir. Gemiyi idare etmektedir; ama gemideki motorun içinde olan olaylardan haberi yoktur. Tıpkı midemizde olan kimyasal,biyolojik olaylardan haberimiz olmadığı gibi.Fakat ruh; bedenin bir yerinde bir arıza olsa hemen etkilenmektedir.Hem ruhun kullandığı o geminin asıl sahibi de Allahtır. Ruhun görevi sadece kaptanlıktır.Hem bedendeki hücrelerin büyük bir kısmı her 6 ayda bir yenilendiği ve değiştiği halde; ruh değişmemektedir. Aynen çocukluk,gençlik ve yaşlılıkta suretimizin değiştiği ve fakat bizim değişmediğimiz gibi.Yani sen yine sensin.Ruh; Vahid, basit ve Baki olduğundan bozulmaz, parçalanmaz, yok olmaz.

Nefs ise; bu sarayın bekçisidir,hizmetçisidir.Bedendeki kuvve-i şehvet ve gadabiyet merkezidir. Mesela;kandaki alyuvarların vücuda gelen besinleri alması, akyuvarlar ise zararlı mikropları öldürmesi gibi;beden sarayın bekçisi olan nefsin vazifesi de; bedeni korumak ve bedenin levazımatını tedarik etmek ve efendisi olan Ruha hizmet etmektir.

Bedene helal rızk vermek; içki ve uyuşturucu gibi haram ve sigara gibi zararlı maddeler almamak gerektir. Nefsi; kullanmak,korumak, dizginlemek, terbiye etmek gerektir.Yoksa bineğiniz olan nefsi öldürmek hem akıl karı değildir. Hemde intihar demek olur ki, kesinlikle yasaktır.Nefsin dizginleri,daima ruhun elinde olmalı,gerektiğinde çekmeli, gerektiğinde gevşetmeli,ama hiçbir zaman dizgini bırakmamalıdır.

Akıl ise; Ruhun müsteşarı yani akıl hocası,yol gösteren bir deniz feneridir. Vicdan ise verilen kararların temyiz merciidir. Kuran-ı Kerim ise, manevi bir güneş,hakiki bir mürşid, bitmez ve tükenmez bir bilgi hazinesi,ruhların; gıdası, rehberi,rotası; Allahın,şaşmaz ve şaşırtmaz,sönmez ve söndürülemez Kelamı ve Nurudur

Ruh ise; beden gemisinin kaptanıdır.Mesela bir ülke düşünelim.Ruh o ülkenin reis-i cumhuru, akıl veziri ,nefs ise kuvve-i gadabiye olan ordusu ve kuvve-i şeheviyesi olan hazinesidir. Bir ülke; hazinesi dolu,ordusu güçlü ve yöneticileri akıllı ise; ilelebed payidar kalabilir.Ruh; katiyyen Bakidir,yani ölümsüzdür. Fakat bu Bakilik bizatihi değil;Allah, öyle takdir ettiği ve istediği içindir.Hem Allah; Ahir olduğu için;kıyamette bir vakit mahlukat yokluğa gidecek isede;Allah mahlukatını; yeniden ama bir daha hiç ölmiyecek bir biçimde tekrardan yaratacak; ölümü ise öldürecektir.

Ey insanlar ve cinler; baki bir aleme gideceksiniz, o halde hazırlıklı olun. Ölüm, ruhun bedenden ayrılması; daha önce vefat etmiş olan sevgili anne ve babanızın ve çocuklarınızın ve sevgilinizin ve sevdiklerinizin yanına gitmektir. Mesela ;bir şoför nasıl aracından inince araba hiçbir işe yaramaz ise, ruhta beden aracından inince, beden hiçbir işe yaramaz.Kabre konan bedendir.

***Sen ise; ruhsun.Sen bu beden sarayının Aziz bir Sultanı,bu kainat sarayının; nazenin, nazlı,güzel bir gülüsün.***

Mesela;rüyanızda o korkuyu veya o sevinci hisseden,manevi kalp gözünüz ile çok şeyleri gören sizsiniz. Şayet siz beden; olsa idiniz gözleriniz uykuda kapalı hiçbir şey görememeniz ve yeriniz sabit olduğundan, hiçbir şey yapamamanız ve hiçbir yere gidememeniz gerekirdi.Ruh bedenden ayrılınca; berzah alemine gitmektedir. Ölüm yokluk ve hiçlik değildir.Kim yok olmak ister ki,Ezeli ve Ebedi, bir ve tek olan Allahın sevgili mahlukatı da ebedi olmalıdır. Fakat mahlukatın ebediliği bizatihi değil, Allahın dilemesiyledir.

Ey sevgili ruh; cennette ebedi; bir daha ölmemek üzere tüm sevdiklerinize ve sevgilinize kavuşmak;her istediğinizi yapmak,Ruyetullaha ve Muhabbetullaha mahzar olmak ve Allahı görmek istemez misin?

HULASA;

Allah; birdir, her şey Ona muhtaçtır. Ne bir başkası Allahı yaratmıştır. Ne de Allahın bir çocuğu vardır. Allahın; eşi, benzeri, misli, rakibi ve ortağı yoktur. Hz.Muhammed Mustafa (Aleyhisselam) Allahın; abdi ve son peygamberidir. Kuran-ı Kerim; Allahın değişmemiş ve değiştirilememiş orijinal bir kitabıdır.
 
Report to moderator   Logged Logged  
  The administrator has disabled public write access.
      Topics Author Date
    thread link
ALLAH
faruknur 2008/04/19 04:42
    thread link
thread linkthread link Re:ALLAH
faruknur 2008/04/19 04:44
Go to top Post Reply
Powered by Ataturk.com
(C) 2008 Ataturk.com
Ataturk.com is a non-profit organization, whose primary goals are, to educate the world about Ataturk, Turkish culture and heritage, and to bring together the people of Turkish heritage and friends of Turkey for continuing education about Turkish history, culture, and related issues. Ataturk.com does not discriminate against anyone because of race, color, sex, age, sexual orientation, religion, or national origin.